Hiroşima’ya atom bombasını bırakan Enola Gay uçağının 81 yıllık uçuş kayıtları, nükleer savaşın küresel iklim üzerindeki olası etkilerini anlamak isteyen bilim insanlarına yeni bir ipucu sundu. Araştırmacılar, 6 Ağustos 1945’te gerçekleştirilen saldırının ardından tutulan kayıtlardaki iki kelimelik bir notu inceleyerek patlama sonucu oluşan devasa bulutun ne kadar yükseldiğini hesapladı. Sonuçlar, nükleer bir savaşın dünya genelinde ciddi bir soğumaya yol açabileceği yönündeki senaryolarla örtüşüyor.
ABD’nin 6 Ağustos 1945’te yerel saatle 08.15’te Hiroşima’ya bıraktığı Little Boy adlı atom bombası, savaşta kullanılan ilk nükleer silah olarak tarihe geçti. Ancak bu silah henüz geliştirilme aşamasındayken Manhattan Projesi’nde görev alan bazı fizikçiler, patlamanın sonuçlarının kontrol edilemeyecek boyutlara ulaşmasından endişe duyuyordu.
J. Robert Oppenheimer ve çalışma arkadaşlarının üzerinde durduğu ihtimallerden biri, nükleer patlamanın atmosferde kendi kendini sürdüren bir zincirleme tepkime başlatmasıydı. Böyle bir olayın gerçekleşmesi halinde yalnızca hedef alınan şehir değil, Dünya üzerindeki tüm canlı yaşamı tehlikeye girebilirdi.
Bilim insanları atmosferin tutuşmasından korkuyordu
Manhattan Projesi’nde yer alan fizikçi Arthur Compton, patlamanın oluşturacağı aşırı yüksek sıcaklıklarda hidrojen çekirdeklerinin birleşerek büyük miktarda enerji açığa çıkarabileceği ihtimalini gündeme getirmişti. Deniz suyundaki hidrojen ve atmosferdeki azotun da bu sürece katılarak gezegen çapında bir yangına neden olabileceği düşünülüyordu.
Oppenheimer ise bu senaryonun gerçekleşmeyeceği görüşündeydi. Ona göre patlama sırasında açığa çıkan enerji, ışıma yoluyla çok hızlı biçimde dağılacak ve atmosferde sürdürülebilir bir tepkimenin oluşmasını engelleyecekti.
Nitekim Hiroşima üzerindeki patlama atmosferi tutuşturmadı. Ancak nükleer silahların insanlık için oluşturduğu tehlike, yalnızca patlamanın doğrudan etkileriyle sınırlı değildi. Çok sayıda nükleer silahın kullanıldığı geniş çaplı bir savaşın, atmosfere yayılan duman ve parçacıklar nedeniyle küresel sıcaklıkları düşürebileceği düşüncesi, nükleer kış adı verilen başka bir felaket senaryosunu gündeme getirdi.
Bilim insanları, böyle bir savaşın iklim üzerindeki sonuçlarını daha iyi anlamak için geçmişteki nükleer patlamalardan elde edilen verileri incelemeyi sürdürüyor. Hiroşima saldırısına ait uçuş kayıtları da bu açıdan önemli bir bilgi kaynağına dönüştü.
Seyir defterindeki iki kelime araştırmanın odağında
Geophysical Research Letters dergisinde yayımlanan yeni araştırmada, Enola Gay ve ona eşlik eden uçakların mürettebatı tarafından tutulan kayıtlar yeniden incelendi. Bilim insanları özellikle patlamanın ardından yükselen devasa bulutun gözlemlendiği anlara odaklandı.
Enola Gay’in kuyruk nişancısı George Caron, saldırıdan hemen sonra Hiroşima’nın köpüren bir kütleyle kaplandığını ve bu kütlenin altından alevlerin yükseldiğini anlatmıştı. Uçak bölgeden uzaklaşırken mürettebatın gözlemleri de devam etti.

Ancak araştırmacılar açısından en önemli ipucu, saat 10.52’de uçuş kayıtlarına geçirilen iki kelimelik ifadeydi: “Cloud gone”, yani “Bulut kayboldu.”
Bu not düşüldüğünde uçak, patlamanın gerçekleştiği noktadan yaklaşık 750 ila 765 kilometre uzaklaşmış ve 7,60 kilometre irtifaya ulaşmıştı. İlk bakışta bulutun artık görünmemesi, yükselen duman sütununun ufuk çizgisinin altında kaldığı şeklinde yorumlanabilirdi.
Araştırmacılar ise tarihi hava koşullarını ve uçuş verilerini karşılaştırarak farklı bir sonuca ulaştı. Bulutun gözden kaybolmasının nedeni ufuk çizgisinin altına inmesi değil, görüşü engelleyen sis koşullarıydı. Bu ayrım, patlama bulutunun yüksekliğini hesaplamak açısından belirleyici hale geldi.
Hiroşima’daki nükleer bulut ne kadar yükseldi?
Araştırma ekibi, dönemin meteorolojik kayıtlarından yararlanarak 100 bin ayrı simülasyon gerçekleştirdi. Amaç, uçuş ekibinin gözlemlerini farklı hava koşulları altında yeniden değerlendirerek bulutun ulaşmış olabileceği yüksekliği belirlemekti.
Hesaplamalar sonucunda Hiroşima üzerinde oluşan bulutun, yüzde 95 güven aralığıyla en az 11,30 kilometre yüksekliğe ulaştığı belirlendi. Ortalama yükseklik tahmini ise 12,10 kilometrenin üzerindeydi.
Bu sonuçlar, Hiroşima’daki nükleer patlamanın oluşturduğu duman sütununun atmosferin üst katmanlarına kadar yükselebildiğini gösteriyor. Araştırmacılara göre ulaşılan değerler, büyük ölçekli bir nükleer savaşta atmosfere taşınan malzemenin küresel soğumaya neden olabileceğini öngören nükleer kış modelleriyle uyumlu.
Nükleer kış tehlikesi yeniden gündemde
Nükleer kış senaryosu, geniş çaplı bir nükleer savaşın ardından atmosfere yükselen duman ve parçacıkların Güneş ışığını engelleyerek Dünya genelinde sıcaklıkların düşmesine dayanıyor. Bu nedenle patlama bulutlarının ne kadar yükseğe ulaşabildiği, olası iklim etkilerini hesaplamak açısından kritik bir veri.
Enola Gay’in uçuş defterindeki iki kelimelik not, araştırmacıların Hiroşima patlamasına ilişkin bu önemli ayrıntıyı daha doğru biçimde değerlendirmesini sağladı.
Elde edilen bulgular tek bir patlamanın küresel çapta nükleer kış yaratacağını göstermese de çok sayıda nükleer silahın kullanıldığı bir savaşın atmosfer üzerindeki etkilerini açıklayan modelleri destekliyor. Böylece 1945 yılında tutulan kısa bir uçuş kaydı, nükleer savaşın insanlık için oluşturduğu uzun vadeli tehlikelerin anlaşılmasına yeni bir katkı sunmuş oldu.